Trabzon’da düzenlenen “Kaleminden Vatanına: Hayatı, Mücadelesi ve Mirasıyla Ali Şükrü Bey” bilgi şöleni, 36 akademisyenin katılımıyla Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve TBMM’nin ilk dönem milletvekili Ali Şükrü Bey’in hayatına ışık tuttu.

Trabzon, tarihî bir vefa buluşmasına ev sahipliği yaptı. Son Osmanlı Meclis-i Mebûsanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) birinci dönem Trabzon Milletvekili olan, Türk siyasi tarihînin en karakteristik figürlerinden Ali Şükrü Bey, vefatının 103. yıl dönümünde kapsamlı bir bilgi şöleniyle anıldı. Trabzon Valiliği, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon Üniversitesi, Cihannüma Derneği, İlim Yayma Cemiyeti ve Millî Türk Talebe Birliği paydaşlığında gerçekleşen etkinlikte, Ali Şükrü Bey’in sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda bir deniz tutkunu, gazeteci ve entelektüel olduğu vurgulandı.

Program, Düzenleme Kurulu adına Cihannüma Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Av. Bekir Gürsoy’un açılış konuşmasıyla başladı.




Bir Meşale Yandı: Kabri Başında Dualarla Başlayan Anma
27-28 Mart tarihlerinde düzenlenen bilgi şöleni, Ali Şükrü Bey’in Boztepe’deki kabri başında okunan Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Manevi atmosferin ardından Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde devam eden programda, açılış konuşmasını yapan Av. Bekir Gürsoy ve protokol üyeleri, Ali Şükrü Bey’in millî mücadeledeki sarsılmaz duruşuna dikkat çekti. bilgi şöleni boyunca “olgu ve algı” çerçevesinde ele alınan Ali Şükrü Bey cinayeti ve tarihsel gerçekler, akademik bir titizlikle masaya yatırıldı.

Deniz Tutkusundan Donanma Cemiyeti’ne: Bilinmeyen Ali Şükrü Bey
Bilgi şöleninin en dikkat çeken oturumlarından biri, Ali Şükrü Bey’in askerlik yıllarına ve denizciliğe olan sevdasını konu alan sunumlardı. Prof. Dr. Temel Öztürk, Ali Şükrü Bey’in deniz tutkusunun aileden gelen bir miras olduğunu ifade ederken, Doç. Dr. İhsan Cora ise onun Donanma Cemiyeti ve Donanma Mecmuası aracılığıyla yürüttüğü fikir mücadelesini aktardı. Ali Şükrü Bey’in kalemini sadece siyaset için değil, vatanın denizlerdeki hakimiyeti için de kullandığı bir kez daha tescillendi.

“Ali Şükrü Bey, millî mücadeleyi bir ‘millî kıyam’ olarak gören, vatanın selameti için hem cephede hem de meclis kürsüsünde tavizsiz bir mücadele veren müstesna bir şahsiyettir.”
Meclis’teki İlkeli Muhalefetin Sembolü
Bilgi şöleninin ikinci gününde, Ali Şükrü Bey’in parlamenter kimliği ve 1. Meclis’teki çalışmaları mercek altına alındı. Özellikle Lozan Konferansı sırasında dış politikaya yönelik sert ama ilkeli muhalefeti, Başkomutanlık Kanunu’na dair yetki devri endişeleri ve Men-i Müskirat Kanunu’nun yasalaşmasındaki öncü rolü detaylandırıldı. Akademisyenler, Ali Şükrü Bey’in her şeye karşı çıkan bir figür değil, aksine hukuk ve demokrasi ilkeleri çerçevesinde hareket eden bir “denetleyici” güç olduğunu vurguladılar.

Mehmet Akif Ersoy ile Omuz Omuza Bir Mücadele
Bilgi şöleninde Ali Şükrü Bey’in manevi dünyası ve dostlukları da unutulmadı. İstiklâl Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ile olan derin dostluğu ve İstanbul’dan Ankara’ya uzanan ortak mücadele yolculukları, Doç. Dr. Salih Uçak tarafından duygusal bir dille aktarıldı. İkilinin vatanın bağımsızlığına olan inançlarının, Türk modernleşmesine dair sundukları “geleneğe bağlı kalarak gelişme” (Muhafazakar Modernizm) fikrinin temellerini oluşturduğu belirtildi.

İngiltere’de Bir Türk Diplomat: Kamu Diplomasisi ve Medeniyet Tasavvuru
Ali Şükrü Bey’in entelektüel derinliği, onun sadece yerel bir figür olmadığını kanıtlar nitelikteydi. Trablusgarp’ın işgali sırasında İngiltere’ye giderek Times gazetesinde yazılar yazan ve Avrupa kamuoyunu etkilemeye çalışan Ali Şükrü Bey, “kamu diplomasisi” kavramını döneminde en iyi uygulayan isimlerden biri olarak gösterildi. Almanya ve Japonya örnekleri üzerinden sunduğu modernleşme modelleri, onun dünyayı yakından takip eden vizyoner bir aydın olduğunu ortaya koydu.

Kapanış oturumunda Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan ve diğer akademisyenler, bu bilgi şöleninin bir “ilk” olması hasebiyle tarihi bir önem taşıdığını belirterek, Ali Şükrü Bey mirasına sahip çıkılması gerektiğini hatırlattılar. İki gün süren yoğun akademik program, katılımcıların Boztepe’de gerçekleştirdiği ziyaret ve dualarla sona erdi.



